03/11/2025

 3/11/2025

Sevgili günlük bugün iş çıkışında F-i-L- Sinema Günleri kapsamında Bağlarbaşı Kültür Merkezi'ndeki "THE DUPES" filmini izlemeye gittim. Sağolsun Gülten abla arabasıyla bıraktı, 5 dk erken çıktığımızdan 17:00'de varmıştım. Film 18:00'deydi.Kendime güzel 1 saat hediye edeyim dedim. Nevmekan'a girdim girerken de geçen haftalarda oranın resmini paylaştım diye atıştığım hocam aklıma geldi. Vardır bir hayır dedim içimden de. dışarıya baktım çok sesliydi hava güzeldi ama üst kat daha sakindi. üst kata çıktım benim gibi bir kız da kitap okuyordu. ben de 2 kişilik sayılabilecek bir yere oturdum. Önce sadece biraz oturur kalkarım dedim sonra bir sahlep içeyim sahlep sipariş ettim.

-ilk olarak güzelce oturup hatmimin sayfalarından okudum. Sonrasında Huriş’in kitap kulübünde bize hediye ettiği “üçler,yediler, kırklar” kitabını okudum. Sahlep le de güzel bir foto çektim. Bu fotoğraflar böyle mi çekiliyordu diyerek paylaşayım dedim vazgeçtim. Yukarıdan aşağıyı izlemek de güzelmiş. 


Filmi vakti yaklaşınca hesabı ödeyip Merkez’e geçtim. Film gösterimi alt kattaydı sonradan anladığım kadarıyla telefon da çekmiyordu orada. Fuaye alanında sergi vardı ama vaktim yoktu. Kapı girişindeki görevliye filme ara verip verilmeyeceği, akşam ezanının 18:04’de okunduğu ve kapıların kapanıp kapanmayacağını sordum. Görevli 18:04 de vaktin girdiğini kapıların kapanmayacağını yetişebileceğimi söyledi. Mescitte vaktin girmesini bekleyip namazımı kılıp salona geldiğimde kapıların kapanmadığını, görevlilerin kapıda beklediğini gördüm. Hızlıca orta kısımlardan bir yer bulup oturdum. Kapıdaki erkek görevlinin yanında ilk defa gördüğüm başka bir kadın görevli sahneye doğru gelip şöyle bir açıklama yaptı. Filmin 1 saat 40 dk kadar sürdüğünü ara verilmeyeceğini, yatsı vaktinin bu aralıkta girdiğini ve akşam namazını kılıp gelecekler için salondakilerin de onayını alarak filmi 5-10 dk geç başlatmayı önerdiler. Kimseden aksi bir öneri gelmediğinden bu sürede de festival ve film hakkında bilgilendirmeler yaptılar. Nitekim ben ayrılırken mescitte olanlar da geldi. - iç sesim - daha önce planlanmadığı belli olan sorular üzerine hızlıca aksiyon alıp salondakilerin de onayının alınarak bu hassasiyetin gözetilmesi ve durumun yönetilmesine hayran kaldım. 

Filme gelirsek eğer siyah beyaz F-i-l Filmlerinin ilklerinde sayılabilecek 1972 yapımı, yönetmeliğini de Suriyeli Tewfik Saleh yapmış. Baştan filme bağlanana kadar biraz zaman geçti, Arapça sevdam bu konuda bana destek oldu. Lakin altyazı sahneden sonra geliyordu. Çok etkileyiciydi. Yani her şeyin sonunda adamları toprağa gömmesini beklerdim. Çöpe attı ya. Mülteci olmak hele ki F-i-L bir mülteci olmak çok zordu. 


Filmden çıktıktan sonra şöyle bir etrafıma baktım hava güzeldi herkes yerli yerinde ama şu an Gazze’de, Sudan’da neler oluyor dedim. Fırından tahinli çörek aldım. Çalışanlardan biri yabancıydı küçüktü. Film geldi aklıma. Yürüye yürüye durağa gittim. Bu sırada İpek’le telefonda görüştüm. Babası yoğun bakımda neler yaptı diye. Film etkisiyle eve gittim ama kafam kaldı oralarda halimize şükrettim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar